27.08.2007/Sayı:151
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Kapak
Türkiye
Ekonomi

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye S. Serdar Halil Ataksor

Şehitlere vefasızlık ve
Kumkale rezaleti


Bir mezar taşı. Kırılan parçası duyarlı bir vatandaş tarafından çimentoyla yapıştırılmış!


Topçam mevkiindeki Topçam bataryası ve hurdacıları bekleyen Gazi toplarımız!


Ve Bonet’ler… Perişan, yıkılmak üzere… Her bir taşı, tuğlası bir yanda. Bu kadar izandan, tarih şuurundan yoksun yöneticilerimize rağmen iyi dayanmışlar, ne dersiniz? Ama alçak define arayıcılarına karşı korumasız, hiçbir şey yapamıyorlar!


Şehitlikte toplanmayı bekleyen çöpler


Şehidimizin kafatası üstünden
otomobil geçmek suretiyle dağılmış.


Ve kemikleri...

Kıymetli okurlar, Nisan ayı içerisinde, rahmetli dedem Gazi Binbaşı Halis Ataksor adına yapılan Hatıra Ormanı’nı ziyaret etmek amacıyla Çanakkale’ye gittim.

Hatıra ormanının bulunduğu bölgeye gitmek için maalesef şehit, gazi ve muharebeleri tanıtmak adına kurulmuş ve bence sadece bir konaklama, dinlenme ve rant yeri olan “Tanıtım Merkezi”ne de yolum düştü. Her şey aynı ciddiyetsizlikle devam ediyor. Geriye kalan günlerim ise, bu kez muharebelerin geçtiği ve onca Mehmet’in “Bağımsız Türkiye” yaratma uğruna şehit olduğu Kumkale bölgesinde geçti. Ne yazık ki, gördüklerim karşısında çok üzüldüm.

Bir yandan tarih araştırmacılarının Anadolu Yakası’nda sanki hiç muharebe olmamış gibi ilgisiz tutumları, diğer taraftan devletin tarih ve şehitlere sahip çıkmak adına gayrı ciddi yaklaşımı karşısında utanç duydum.

Öncelikle araştırmacıları ve devletin kurumlarını buradan kınıyorum ve kendilerini bir gazi torunu olarak gerekeni yapmaya davet ediyorum.

Evet, Kumkale bölgesindeki ziyaretim sırasında gördüklerime gelince, gezdiğim yerler içinde ilk ziyaretim Halileli bölgesindeki “Şehitler Çeşmesi” ve mezarlığıydı.

Burada şehitliklerin hali ve tarihi eserler perişan halde olup, diğer yerler gibi ilgi beklemektedir

Evet, resimlerde görmüş olduğunuz bir “şehit mezarı” ve hali ortada. Yeri geldiğinde Çanakkale Şehitleri’ne olan minnettarlıklarını ağızlarından düşürmeyen, bu duygularında samimiyetlerine hiçbir zaman inanmadığım siyasetçilerime ithaf olunur.

Sayın Çanakkale milletvekilim Köşdere, “şehitlik buldum” diye Anafartalar’da adeta bir turizm işletmesi açtınız... “Buldum” dediğiniz şehitlik, Şevki Paşa haritalarında köyün dışında; ama bu garip Mehmet’i görmemezlikten geldiniz. Neden?

Topçam mevkiindeki Topçam bataryasındaki gazi toplarımızın vaziyeti ise içler acısı. Bunlar tarihi bir değer olmasına karşın korumasız ve hurdacıları beklemekte...

Diyorum ki, şu AB’nin bu konuda da normları yok mudur? Hani bir ültimatom da bunlar için yollasalar da, belki yetkililer bunları bu perişan vaziyetten kurtarmak zorunda kalırlar.

Ve Bonet’ler… Perişan, yıkılmak üzere… Her bir taşı, tuğlası bir yanda. Bu kadar izandan, tarih şuurundan yoksun yöneticilerimize rağmen iyi dayanmışlar, ne dersiniz? Ama alçak define arayıcılarına karşı korumasız, hiçbir şey yapamıyorlar!

Eski Kumkale mezarlığına gelince... Bu mezarlık içerisinde 15. Kolordu birliklerinin siperleri var. Ne hikmetse, bu siperleri ortaya çıkartıp, araştırmacılar için kolaylık sağlanması hiç düşünülmemiş, yapılan sadece uyduruk tellerle etrafının çevrilmesi olmuş. Çobanlar ise içeri girip, semiz koyunlar yetiştirmenin gayreti içerisinde. İçerisinde şehit mezarı varmış yokmuş kimsenin umurunda bile değil.

Fransız ve İngiliz donanmasına karşı kahramanca ülkeyi savunan Dardanos bataryasının hali de diğerlerinden farksız etrafını çöpler ve pislik götürüyor; kimsenin umurunda değil. Bataryanın merdivenleri yıkılıp dökülmüş, kara çarşaflılar gelmiş yakınındaki bir ağaca paçavralar asıp dilek ağacı yapmışlar, Cumhuriyetin nimetlerinden faydalanıp, ehlileştiremediğimiz, medenileştiremediğimiz insanlar bunlar. İşte atalarımızın canları pahasına ülkeyi savundukları mekânın hali bu! Gündüzleri içki âlemi yapan kimliksiz, bilgisiz gençlerin mekânı… Geceleri ise fuhuş mekânı olmuş!

Dardonos bataryasının hali buyken, Orhaniye bölgesinde ise tablo daha da vahim. 2. derece askeri bölge içerisinde yer alan bu isimsiz kahraman, burada kendi halinde “Bağımsız Türkiye” için verdiği savaşın gururu içerisinde yatmakta… Belki de Avrupa Yakası’nda yatan şehit arkadaşlarına, bir mezarları olduğu için gıpta etmekte.

Yeri gelmişken Kumkale’de Belediye Başkanı ile yaptığım görüşme sırasında kendisinden duyduklarımı anlatmadan geçemeyeceğim. Bana şöyle söyledi: Bir gün Sayın Orman Bakanımız Pepe, Truva’ya geliyor. Vatandaşlar “Hazır Bakanı bulmuşken soralım hele, burada yatan şehitler ve tarihi alan için ne düşünüyor Bakan?” diye.

“Sayın Bakanımız, ne olacak Kumkale’nin hali? Ne tarihi alanda bir koruma var, ne çevre düzenlemesi, ne de şehitlik…”

Sayın Bakan cevap veriyor:

“Ne var ki burada? Ne turist gelir buraya, ne de bir şey. Niçin karşı taraf dururken buraya yatırım yapalım?”

Vallahi haklısınız sayın Bakanım, ne diyelim. İlginize teşekkürler!

Burada yatan şehidimize dönelim. İlginç bir de öyküsü var bu kabrin. Bundan 4-5 yıl önce, sahilden kum çekmeye gelen bir kumcu kardeşimiz, kum çekerken kumların içinde bu şehidimizin kemiklerine rastlıyor. Hemen alıyor ve resimlerde gördüğünüz ilerideki alana defnediyor.

Şehit kardeşim, Allah’tan sana rahmet diliyorum! Rahat uyu! Ve merak etme, tarihine duyarlı insanlar halen var bu ülkede. Sana layık görülen bu küçücük kabrin hesabını er geç soracaklardır!

Ve rezaletin son perdesi…

Ülkemizde şehitler için , “kelle” diyen bir zihniyet olursa, burada da böyle bir manzara olur!

Şehit kemikleri stabilize yolun üzerinde dağınık vaziyette duruyor, yolun her iki tarafı tarla ve bu tarlalarda da şehit kemikleri yayılmış vaziyette. Bu kemikler burada Anadolu Yakası’nı savunmakla görevli 15. Kolordu birliklerine ait.

Bu ne utanç verici bir manzaradır! Bu nasıl bir rezalettir!

Şehit kemikleri yolun kenarında, bazıları da yolun üstünde…

Arabalar gelip geçiyor üstünden!

Bize bu ülkeyi canı pahasına bırakan bir şehidimizin layık olduğu duruma bakın!

Burada şehit olanların bazıları Kanlı Azmak denilen sahil kesiminde, bir kısmı da yine Orhaniye’de. Muhtemelen şehit olanlar çarpışmaların olduğu yerden 1 km geriye bu alana gömüldüler, zamanla sert iklim şartları, yağan yağmurlar arazi yapısından dolayı zamanla şehit kemiklerini toprak üzerine çıkarttı.

Bu kemikleri yalnız ben görmüş değilim. 18 Mart Üniversitesi’nden Kültür Bakanlığı’na, Askeriyeden Orman Bakanı’na, hatta yazarlarımıza ve basınımıza kadar herkes biliyor; ama ne yazık ki, kimse onlara yakışan bir şehitlik yapmıyor.

Benim öğrendiğime göre ise, bu bölgedeki askeri birlik 2 yıl önce buradan çekiliyor ve bölge Milli Emlâk’a sessiz sedasız devrediliyor ve Milli Emlâk da buranın satışına hazırlanıyor.

Yani yarın bir gün bu tarihi kutsal mekânlar üzerinde İngilizin, Fransızın tatil köyünü ya da Koç’un, Sabancı’nın sosyal tesislerini görürseniz şaşırmayın!

Şimdi gelelim ilgili, ilgisiz ve sorumlulara…

Bunlardan ilki Milli Parklar…

Bu konuda söyleyecekleri tek bir söz bile olacağını zannetmiyorum. Kendileri de herhalde Bakanın etkisinde kalmış olacaklar ki, turist geliyor diye tüm kaynaklarını Truva’ya kullanıyorlar.

İkinci sorumsuz tabii ki yazar-çizer takımı… Onlar da sürekli “gösteriş çıkartması”, “yanıltma çıkartması” diyerek, Anadolu Yakası’ndaki muharebelerin önemini azaltarak, üstlerine düşen görevi yerine getiriyorlar.

Üçüncü sorumsuz ise, hepsinden daha önemli: 18 Mart Üniversitesi...

Görevi “araştırma” olan bu üniversite ne yapıyor, bunu anlamak zor tabii… Aldığım bilgilere göre, ellerinde araştırmalar için alınmış bulunan bir de belgeleri var. Üstelik geçen sene içerisinde sadece bir tek çalışma yapmışlar; o da sadece bir hafta... Ondan sonra da herhangi bir araştırma yapılmamış. 18 Mart Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Ali Akdemir’i, şehitlerimize karşı olan sorumluluğunu yerine getirmeye davet ediyorum!

Bu arada bir türlü ehlileştirilememiş, medeniyet yoksunu vatandaşın hakkını da yemeyelim. Üstüne tüy dikmek görevini en iyi şekilde yerine getiriyorlar doğrusu… Sayelerinde bu kutsal diyebileceğimiz mekânları, ellerinden geldiğince gayet güzel bir çöplüğe çevirmişler. Bazı rezillikleri de söylemeye dilim varmıyor!

Kumkale’ye yaptığım bu ziyaret beni oldukça üzdü, kahretti; ama bir de sevindirici tarafı oldu ki, bu çok önemli.

Diyorum ki, rahmetli dedem Halis Bey, omuz omuza çarpıştığı bu silah arkadaşlarının layık görüldüğü bu durumlarını iyi ki görmedi!

Kumkale’ye bu üzücü ziyaretim burada bitiyor. Benden size tavsiye, gidip oraları hiç görmeyin. Ne demişler?

“Göz görmeyince gönül katlanır.”

Tarihine duyarlı, şehitlerine sahip çıkan vatan evlatlarına…


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe