|
Turhan Feyizoğlu |
Utanmazlar, yüzsüzler! “Düşmana karşı savaşmayanın boynu bükük olur.” Fransa Dışişleri Bakanı Philippe Douste Blazy adlı herif, yanındaki heriflerle birlikte, 1 Şubat 2006 Çarşamba günü Türkiye’ye geldi. Geliş sebebi başta askeri ihaleler olmak üzere değişik “ihaleleri almak.” Yani geliş nedenleri ekonomik nedenler. Para. Napolyon ne demişti: “Para, para, para.” Türk ve Türkiye karşıtlığı-düşmanlığı yapanlar, yaptıkları haksızlıkları-düşmanlıkları unutmuş olabilirler ama biz unutmadık. Sadece son otuz yılda Fransa’nın yaptığı Türk ve Türkiye düşmanlıklarını kısaca hatırlatalım. Fransa, Avrupa’nın en ırkçı, en kafatasçı, en faşist ülkesidir. PKK adlı cinayet-terör şebekesini Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand adlı herifle Danielle Mitterand adlı karı “ateşli” şekilde savunuyordu. Her ikisi de ateşliydi. François Mitterand adlı herif, Daniel Mitterand adlı karıyı aldatıyor ve günlerini Anne Pingeot adlı kadınla geçiriyordu. Daniel adlı kadın da, ateşini başka yerlerde söndürmeye çalışıyordu. “Ateşli” savunucu Daniel’le François Mitterand’ın oğlu Jean Christophe Mitterand, “Brenco” adlı şirketin silah kaçakçılığından elde ettiği kara paraları rüşvet karşılığı Afrika’da akladığı iddiasıyla tutuklanmıştı. Fransız Axa adlı sigorta şirketinin aldığı siyasi kararla bazı Ermenilere tazminat ödendi. 2006 yılını Fransa’da “Ermeni Yılı (?)” olarak kutlayacaklarmış! Avrupa Birliği (AB) tartışmalarında Türkiye’nin üyeliğe kabul edilsin mi edilmesin mi tartışmalarında en çok karşı çıkan Fransa’ydı ve konuda refarandum yaptı. Ermeni cinayet şebekeleri Türklere yönelik en büyük desteğini Fransa devletinden almışlardı. Türk ve Türkiye düşmanı “Ermeni Kurtuluşu ve Hürriyeti-EKO”, “Taşnak”, “Hınçak”, “Ramkavar”, “Yeni Ermeni Direniş Örgütü-NAR” gibi bazı Ermeni cinayet şebekeleri Fransa’da örgütlenmişti. Türkiye’nin Paris Büyükelçisi İsmail Erez, şoförü Talip Yener, Turizm Müşaviri Yılmaz Çolpan, Çalışma Ataşesi Reşat Moralı, Din Ataşesi Tecelli Arı, Güvenlik Ataşesi Cemal Özen, Fransa’nın başkenti Paris’te Ermeni cinayet şebekeleri tarafından alçakça öldürüldü. Salih Kaynar, Abdullah Yıldız ve Kemal Özgül adlı Türk işçiler de Fransız faşistleri tarafından 1984 yılında alçakça öldürülmüştü. Saçma sapan Ermeni anıtlarını Marsilya, Lyon, Paris gibi şehirlerde törenle açan yine Fransız faşistleridir. Fransa Ulusal Meclisi’nin, Ermeni saçmalıklarını doğru kabul ettiği yasayı dönemin Fransa Cumhurbaşkanı olan Jacques Chirac adlı herif de onaylamıştı. İngiltere’de yayımlanan The Sun gazetesi, 2003 yılında İngiltere’yi bir günlüğüne ziyaret ettiğinde, “Solucan Chirac” diye manşet yaptığı Jacques Chirac, Paris Belediye Başkanı’yken Cumhuriyetçi Birlik Partisi (RPR) hesabına Belediye’nin açtığı tüm ihalelerden her yıl 30 ila 40 milyon franklık rüşvet aldığı iddia edilmiş birisidir. “Ermeni iddiaları yalandır, uydurmadır” dediği ve bunu belgelerle kanıtladığı için Prof. Bernard Lewis, “bilim özgürlüğü (?)” olduğu söylenen Fransa’da mahkum edilmişti! Başta Versailles olmak üzere saraylarında ve şatolarında perdelerin arkasına büyük ve küçük abdestlerini yapan Fransızlar, 2000’li yıllarda Fransa’ya uçaklarla giden yolcuları spreylerle dezenfekte ediyorlar. *** Bir dönem bazı ülkeler Fransa’nın işgali ve etkisi altındayken neler yapmıştı özetle bir bakalım. Fransız lider Napolyon, Haiti’de 100 bin köleyi gazla katlederek soykırım yapmıştı. Birinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi işgal eden ülkelerden birisiydi Fransa. Vietnam’da milyonlarca kişiyi katledip soykırım yapan Fransa devleti, Cezayir’de de 3 milyon kişiyi katlederek soykırım yaptı. 1994 yılında, Ruanda’da bir milyon kişiyi katledip soykırım yaptığında, dönemin Cumhurbaşkanı olan François Mitterand denilen herif, “Böyle ülkelerde soykırım çok önemli değildir” açıklaması yapma yüzsüzlüğünü göstermişti. Fransa devleti, 2004 yılında da, Afrika’nın Fildişi’nde katliam yaptı. Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac denilen herif, 2005 yılında, “Türkiye’nin kültür devrimine ihtiyacı var” dedi. Fransız işgalciler, 1800’lü yılların sonlarında, Osmanlı Maarif Bakanı Ali Kemal’e şu öneriyi yapmıştı: “Modern ilkokulları kapatınız. Bunların yerine eski tarikat mekteplerini açın. Böylece cahil halkın yönetimi daha kolay olur.” Jacques Chirac denilen herif ve ailesi hakkında, “özel uçakları kendisi ve ailesi için bedava kullanmaktan dolayı” 2004 yılında, soruşturma açıldı. Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Bernard Garcia, 8 Kasım 2000 tarihinde yayınlanan açıklamasında özetle şunları söylemişti: “Türkiye, artık Osmanlı İmparatorluğu değil… Bunu bilmeniz gerekiyor.” Tarihi herkes bilmiyor, bilmek istemiyor. Hatırlatalım. Türk-Osmanlı devleti, 1669 yılında, Fransa’ya Süleyman Ağa’yı elçi olarak atadı. Süleyman Ağa, kişiliği ve karizmasıyla Paris yaşamında köklü değişikliklere yol açtı. Yazar Moliere, Türk Büyükelçisi Süleyman Ağa için piyes yazdı. Besteci Lully, besteler yaptı. Almanlar, İkinci Dünya Savaşı’nda Fransa’yı 15 dakika içinde istila etmişti. Bu bilgiler, bu ülkenin ne olduğunu anlamaya yeter sanırım. 16. yüzyılda, İspanya Kralı Charlos Quint’e 25 Şubat 1525’te esir düşen Fransa Kralı Birinci François (1515-1547)’nin annesi Savoi Prensesi Louise, kendi ve oğlu adına, Türk hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’a gönderdiği iki mektupta özetle şunları dilemişti: “Sen ki imparatorlar imparatorusun, istediğimiz yardımı yaptığınızda istediğiniz her şeyi yerine getireceğiz.” Batılı tarihçiler tarafından “Muhteşem Süleyman” olarak adlandırılan Türk Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman, özetle şu yanıtı vermişti: “Hükümdarlara hapsolunmak ayıptır. Gönlünüzü hoş tutup, üzüntü etmeyiniz. Atlarımız gece gündüz eğerlenmiş olup, kılıcımız kuşanılmıştır. Ülkenizden düşmanlarınızı defetmek ve sizi de kurtarmak için gerekeni yapacağız.” Türk Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman Mohaç seferine çıktı. Esir Fransa Kralı Birinci François serbest bırakıldı. Fakat Fransa Kralı François sözünde durmadı. Türk hükümdarının Fransa için yaptıklarını bütün tarihler yazar. |